|
Sunday, 25 November 2007 |
Aşılar
genellikle, koruyucu amaçla kullanılır. Aşılama; hastalıklarla
karşılaşması muhtemel olan hayvanları, o hastalığa karşı korumak için
daha önceden aşılamak suretiyle bağışık kılma işlemidir. Anneye
yapılmış aşıların da yavru üzerinde koruyucu özelliği vardır.
Aşılar;
vücuda verildiğinde, bağışıklık sistemini uyararak hastalıklara karşı
spesifik aktif bir bağışıklık oluşturan ve bu yolla canlının
korunmasını sağlayan biyolojik maddelerdir.
Bağışıklık
ise; vücuda giren veya verilen mikroorganizma, protein ve bu gibi
yabancı maddelere karşı vücudun bütün savunma sistemleri ile karşı
koyması, direnç göstermesi ve kendini korumasıdır. Vücuda giren bu
yabancı maddelerin neden olduğu hastalıklar atlatıldıktan sonra
hayvanlarda bu hastalıklara karşı doğal bir direnç oluşur. Yani diğer
bir deyişle bağışıklık şekillenir.
Aşılar
genellikle, koruyucu amaçla kullanılır. Aşılama; hastalıklarla
karşılaşması muhtemel olan hayvanları, o hastalığa karşı korumak için
daha önceden aşılamak suretiyle bağışık kılma işlemidir. Anneye
yapılmış aşıların da yavru üzerinde koruyucu özelliği vardır. Yapılan
araştırmalar yavruların, gebelik dönemlerinde yavru zarları
aracılığıyla bir miktar immunglobulini (bağışıklık oluşumunu sağlayan
maddeler) anneden aldığını ortaya koymaktadır. Yeni doğmuş yavrular
bağışıklık sistemleri gelişim halinde olduğundan, humoral ve hücresel
bağışıklığı aktif olarak
tam anlamıyla oluşturma yeteneğinde değillerdir. Bu nedenle eğer anne
doğumdan uygun bir süre önce aşılanırsa kendi korunma maddelerini
yavrularına geçirebilir. Böylece yeni doğmuş yavrularda acil korunma
sağlanmış olur.
Ayrıca yavruların bağışıklık sistemlerinin
gelişmesinde, anneden emilen kolostrum miktarı ve kolostrumdan alınan
immunglobulin miktarı da büyük önem taşımaktadır. Yavrular ilk pasif
bağışıklığı anneden aldıkları kolostrum aracılığı ile kazanırlar. Köpek
yavrularında tespit edilen maternal antikorların %90'ı kolostrumdan
gelmektedir. İyi beslenmemiş ya da yoğun şekilde paraziti bulunan
anneler daha az kolostrum üretir. Tecrübesiz anneler yavrularının
yeterli meme emmesine izin vermeyebilir. Zayıf yavrular kuvvetli ememez
ya da daha güçlü olan diğer yavrularla rekabet etme durumunda kalır ve
daha az kolostrum tüketirler. Böylelikle pek çok hastalığa karşı daha
düşük antikor seviyesine sahip olurlar. Yani yeterli bağışıklık
oluşamadığından dolayı yavrular hastalıklara karşı duyarlı hale
gelirler. Doğumdan sonra vücut ısısı düşük olan yavrular, normal vücut
sıcaklığını koruyabilen yavrulara oranla daha az antikor absorbe
ederler. Sonuç olarak, yavruların kendileri için kritik öneme sahip
maternal antikorları yeterli miktarda almasını ve absorbe etmesini
sağlayacak uygun bakım ve besleme çok önemlidir.
Bir batında
doğan yavruların pasif antikor seviyeleri, yavruların doğum sıralaması
ve annenin emzirme eğilimlerine bağlı olarak çok değişiklik gösterir.
Maternal antikorlar belirli düzeylerde koruma sağlar. Ancak her
yavrunun yaşamının bir döneminde, maternal antikorların enfeksiyonlara
karşı yeterli koruma sağlayamadığı, fakat aktif bağışıklık oluşumunu
engellediği bir zaman dilimi söz konusudur. Kedi yavrularının
enfeksiyonlara karşı açık oldukları ama aşı tarafından korunamadıkları
bu durum, 2 haftadan 8 haftaya kadar süren bir immunite boşluğuna neden
olur. Yavru kedilerde gözlenen aşı yetersizliklerinin hemen hepsi bu
immunite boşluğu esnasında enfeksiyona maruz kalmaları sonucunda
oluşur.
Aşılar bazen bir enfeksiyonun devamı esnasında da
kullanılabilir. Böyle bir uygulama, enfeksiyonla karşılaşma ihtimali
olan yavruları korumak veya enfekte olmuşları tedavi etmek amacıyla
yapılır. Örnek vermek gerekirse; kuduzdaki aşılama yöntemi tedaviye
yöneliktir.
|