|
Kingo, dört karısı ve çocuklarıyla birlikte |
|
|
|
|
Sunday, 25 November 2007 |
Bu diğerlerinden çok farklı bir ailenin öyküsü:
Dev cüsseli bir baba ile
onun sürekli birbiriyle rekabet eden, sürekli entrikalar çeviren ve her biri
ilgi bekleyen birer çocuk sahibi
dört eşi ve öksüz George -kendi dünyalarında,
birbirlerine çok yakından bağlı, her uzun günü böceklerin ve kelebeklerin
kaynaştığı, gösterişli ve boğucu sıcak bir ortamda geçiren on canlı...İşte
dört eş: Mama, Mekome, Beatrice ve Ugly. Her ne kadar Mama, sözü dinlenen
patroniçe olsa da,
Koca Baba'nın en sevdiği eşi Mekome ve bu, herkesin bildiği
bir gerçek. İyi yürekli, yardımsever Beatrice neşeyle durumu görmezden geliyor.
Ugly ise tüm aileden uzak duran bir asosyal. Annelerin her biri, tamamen kendi
yavrusunu koruyup öne çıkarmaya odaklanmış. Mama ve Mekome'nin ufak erkek
çocukları Kusu ve Ekendy, sürekli yaramazlık peşinde olan iki oyun arkadaşı.
Beatrice ile Ugly yeni doğurdukları yavruları meraklı Gentil ve uzun kollu, uzun
bacaklı Bomo'yu nereye gitseler yanlarından ayırmıyor.
Bugün de, her
gün olduğu gibi, geniş omuzlu baba tek başına yemek yiyor. O yerken kimsenin
yanına gelmesine izin yok. Öğle vakti, boğucu bir sıcak ve nem var. Kulaklarının
dibinde iğnesiz arılar vızıldıyor, yiyeceğine sinekler konuyor, ama o
aldırmıyor. Bacaklarının üzerine taşan göbeğiyle oturmuş, geviş getirircesine
lokmasını çiğnerken bir yandan da can sıkıntısıyla etrafını süzüyor.
Öğle
yemeği sonrası, siesta zamanı. Sıcak gölgede sırtüstü yatıyor, güçlü kollarını
iki yana açıyor, derin bir nefes alıyor ve anında uykuya dalıyor. Mekome usulca
gelip yanına uzanıyor. Beatrice keyifle Gentil'i emzirmeye başlıyor, herkese
uzak duran Ugly ise Bomo'yu besliyor. George tek başına oturuyor ve oğlanlar
oyuna başlıyor. Kusu ile Ekendy öğlen uykusuna yatmak için fazla büyükler.
Anneleri uyuklarken, üvey kardeşler horul horul uyuyan babalarının yanında
hoplayıp zıplıyor. Birbirlerini kovalıyor, yakalıyor, kıkırdaşarak güreşiyor ve
çığlıklar atıyorlar. Oyun esnasında derin uykudaki babaya fazla yaklaştıklarında
baba homurdanınca kaçışıyorlar; ama çok geçmiyor, babanın müthiş çekiciliğine
dayanamayıp geri dönüyorlar.
Baba sonunda gördüğü rüyalardan uyanınca,
ailesini ormanda gezintiye çıkarıyor. Oğlanlar yanı başından ayrılmıyor, her
hareketini taklit ediyorlar. Eşler dikkatle ve kıskançlıkla birbirlerini
kollayarak arkadan geliyor. Baba durduğunda onlar da duruyor. İlerleyince onlar
da ilerliyor. Kingo, 150 kiloluk bir gümüş sırtlı goril, gerçekten de cangılın
kralı...
|